EVLİLİĞE İLK ADIM HASAN BURKAY

ekOn beşinci yüzyılda ebediyyete irtihâl etmiş, 1350 doğumlu Bursavî-Ankaravî bir Nakşibendî Şeyhi; Hasan Burkay. “A. Kalkınma Partisi” öncesi, “Bay Kamal” sonrası bir Tükiye’nin şeyhi. O, Bursalı İsmail Hakkı Hz. gibi Ankaralı Hacı Bektaş Hz. gibi halkla irtibatta iş sürmüş, delîl olarak ardından eserler bırakmıştır; kırkın üzerinde adedde eseri vardır. İşte o eserlerden biri: Evliliğe İlk Adım.

Bu eser; eserin önsözünde; eûzübesmele, hamdele ve salvele’den sonra belirtildiği üzere, okuyucuların istekleri üzerine kaleme alınmış. Bu durum bize gösteriyor ki arzdan önce talebin ilm-ü-kitâbet’te bir zamanlar yeri varmış. Bu durumu yüzyıllar öncesinden biliyorduk, ama bunun bu yakın bir zamanlarda da hükümde olması, henüz kaybettiğimizi göstermesi bakımından pek üzücü. İnsanların ilme ihtiyacının olduğu o zamanlar… Fakat bir tesellî ki; azınlık her zaman öyle ve çoğunluk her zaman böyle. Hayret bir yandan da değişen bir şey yok kesin.
Kitâbın girişindeki, üzerine konuştuğumuz cümleyi takip eden bir sonraki cümlede ise okuyucunun talebinin nedeni ifade ediliyor; Şeyh şöyle tesbit ediyor: “Zamanımızın genç nesli bu hususta çok cahil bırakılmış, adeta hiç bir şey bilmez hale getirilmiştir.” Kimdi bu kötülüğü yapanlar? Papazlar mı? Hahamlar mı? Mecûsî mahfiller mi? Satanist ocakları mı? Dönemi bilmesek satanist ocakları demekten kendimizi alamayacaktık kuskusuz. Dönem; münafıklıkda gücün izhar olduğu, tanzimattan bu güne dek dönen dolapların ve beygirlerinin dönemi. Şeriat adete indirgeniyor, teolojiye sıkıştırılıyor, ona dînî deniliyor ve yerine modern kanunlar ağızlar ikame ediliyordu. Mecelle ile islamiliği (?) kemale ermiş ve deri değiştirme zamanı gelmiş bu modernlik, Türkiya Cumhuriyetinin mutlak egemenliği mekamının işgali ile tam küfür olarak zahir olmuştu. Yeni deri, yeni çehre, yeni cehalet… Bu devreler de Yeni Türkiye ile kemale erince acaba zulüm ne seviyeye varacak hayli merak uyandırıyor. Bu bağlamlar dikkate alındığında kimin\kimlerin tarafından gençlerin “hiç bir şey bilmez hale getirilmiştir”liği daha bir berrak alanlaşıyor.

Ve işte böyle bir zamanda, buna ahir zamanın ahiri de deniliyor, bir eser vücuda geldi “Evliliğe İlk Adım”. Cahil bırakılmış ve adeta hiç bir şey bilmez hale getirilmiş gençler, bu evlilik hususunda, bir ızdırabdalar, ve taleb ediyorlar ki bileler ve Şeyh de kardeşlerinin bu ızdırablarının getirdiği gayretle bu talebe icabet ediyor. İlk iki kıtasından, ilk üç cümlesinden bu bilgileri edindiğimiz eserin, size üzgünüm ki, yayın evi kitabda belli değil, basım yılı belli değil. Kitabın; -yazara göre, daha doğru bir ifadeyle kitapçığın- arkasında 300000 yazıyor, pilot kalemle. Ermeni para biriminin ters çevrilmiş hali ile ifade edilen TL’den ve YTL’den önce basıldığı net. Bunun haricinde şu bilgiler de kitabın arkasında çok küçük harflerle yazılı “Semih Ofset Matbaacılık Ltd. Şti. 125 03 57 ANKARA”. Bir diğer bilgi kitapçık 48 sahife 41 bölümden oluşuyor. Kırmızı lacivert ve krem rengi ile sade bir kapak ve kapakta bir güzel hadis-i şerif bulunmakta; Cennet annelerin ayakları altındadır. Hamid isimli bir hattat tarafından kapakta hadis-i şerifin aslî yazılışı da güzelce sergilenmede. Bu hadis-i şerifin tercih ve tesbiti anaerkil bir his temelliliği yansıtıyor biraz üzerine durulunca; bu tavrın insânî asıl tavır olduğuna dair tahminimizi ise kitapta delillendirebiliyor muyuz, evet demesi zor.

Kitabın önsözüne geri dönersek bahsettiğimiz ilk iki paragrafın devamındaki yedi paragraf da evlilik ve cemiyet irtibatı ile kurulu. Bu toplumcu, toplumsalcı, cemiyetçi bir diğer ifade ile komünist tutum kitabın hemen her babında kendini açığa çıkarıyor. İşler hep anarşiye karşı bir hikmetle, kaosa düzensizliğe ve dolayısıyla toplumsal çöküşe karşın bir sebeb-i vücud ile arz-ı endam ediyor. Yanı sıra kişinin de varlığı görmezlikten geliniyor değil. Amaç olarak da yalnızca toplumcu bir amaç var demek zor. Önsözde evlilik müessesesinin olumsuzlukta nasıl bir içtimâî yozlaşı ve çözülmeye nedenlik belirttiği merkeze alınsa da kitabın ilerleyen içinde “evliliğin yararları” ve “evliliğin zararları” başlıklarında birey temelli bir merkez öne çıkmada. Bu bağlamlarda adalet ve dengesini bulan eser yine de önsözde toplum vurgusunu öncelemesiyle unutulmuş bir mesuliyetle farkını okutmada.

Hasan Burkay Hz.
Hasan Burkay Hz.

Kitabın önsözü ve kapağı ve yeniden önsözü üzerine ufak sözlerde bulunduktan sonra kitabın muhtevasına dair bilgi uyandırma işini eserin içindekiler kısmını paylaşmayla özetleyeceğim. Bu görecek olacağınız üzere yetkin ve doyurucu olacak. Ve bil’âhere kitabın hazret tarafından kaleme alınma sebebi olan okuyucunun talebine mukabil taleb siz okuyuculardan da gelirse bu faideli kitapçığı PDF formatında sitemizde yayınlayacağız.

Önsöz’den sonra bizi ilk karşılayan Ayeti Celile ve Birkaç Hadis-i Şerif; bunlar hıfzımızda hemen hikmetiyle kalabilecek bir ayet-i kerîme ve beş hadîs-i şerîfler; onlardan bir tanesi hemen yazalım bekar ve fakir gençlerin kalbini esir alacak güzellikte: “Hayru’n-nikâh eyseru’hu”. Yani en seçkin nikah, en kolay husûle gelendir, en kolayıdır. Evliliği bir çok kişinin düşünmekten bile imtina ile karşılamasının sebeblerinden en mühimi; nikah zorluğu. Keşke imkan olsa da yurt çapında bu konuda dönüşmeler sağlasak, âdetâ bir nikah kültürü darbesi olsa keşke. Bu güzel bölümü mesele ile ilgili temel fikir oluşsun netleşsin diye Evliliğin İslamdaki Yeri, Kurânda Evlilik, Sünnette Evlilik başlıkları takip etmede. Ardından Evliliğin Mahiyeti başlığı altında evliliğin fıkhî tabiri yapılarak özetle hangi hakların kendisiyle doğduğunu izhar ettiriyor bu bölüm. Bir sonraki başlık ise Evliliğin Dini Hükmü; BU başlıkta evliliğin aslında mübah olmadığını öğreniyoruz; kime farz, kime sünnet-i müekkede, kime tahrimen mekruh olarak günah, kime haram olarak isyandır bunları öğreniyoruz. Bölümün bitiminde ise İmam-ı Azam’ın bir nasihati var. Nasihatte geçen şu ibareye “evvelâ ilim öğren …… sonra evlen” şerh düşülmemesi; burada geçen ilim öğren ibaresinin “yirmi beş,otuzuna kadar okullarda sürt” diye anlaşılmayacağı kanaatinden hasıl olmuştur diye düşünüyoruz lakin müellifin gerek görmeyişinin hikmetini Allah bilir. Akabindeki Evliliğin Zararları, Evliliğin Faydaları, Evlenecek Çiftlerde Arancak Şartlar, Evlenilecek Kadında Aranacak Vasıflar, Evlenecek Erkekte Arancak Vasıflar, Evlilik İçin Tavsiye Edilmeyen Kadınlar, Geçim Ehli Kadının Vasıfları, Evlenmesi Haram Olan Kadınlar bölümleri ise genç okuyucumuzun estetiğin girdabında boğulmasını engelleyecek, aklına akıl katacak en mühim listeleri sunmakta. Devamında gelen İstişare, Bakma, Kız İsteme, Kız Verme, İzin, Söz Kesme, Nişan, Nikah, Mihr İzin Vekalet, Düğün Adabı, Gelinlik, Velime(Düğün Yemeği), Zifaf Adabı bölümleri ise insan bilmediği şeyden korkar düsturunca korkuları dağıtan, ölçemezsen yönetemezsin düsturunca kişi meselenin müdiri hakimi kılan bölümler. Bu bölümlerde nefsini kötü sevenlerin maalesefle karşılayacağı bir bilgiyi de kitabı okuma fırsatına eremeyenlerin istifadesine sunmadan edemeyeceğim: “Aralarında dini nikah bağı olmadan tarafların birbirlerini tanıması vs. sebeplerle gezip dolaşma ve beraberliğin ise kesin olarak İslam’da yeri yoktur.” İç geçirerek -artık ne kadar yeşil çamda gördüğümüz, büyüklerden kulak misafiri olduğumuz vecihle o zamanları hatırlarız- şimdiki halimizin büyük garabetler ve ucubelikler taşıdığına şahid oluyoruz bu bölümleri okuduğumuzda. “Doğrusu buysa biz deli olmalıyız toplumca” diyoruz bu adab bölümlerini okuduktan sonra. Siyasal vücudumuzun ihyası üzerine tefekkür eden, milli terakkimize susamış, hürriyetperver, kamucu, toplumcu, şeriatçı ihvanlarımız bu adablarla ilgili meseleleri sadece şahsı ilgilendiren değil, bir kütle olarak tümel varlığımızı da doğrudan şekillendiren kanunlar olarak zihnine getiri-tutmalı. puan-tabloKitab bu bakımdan da çırpınışını şiddetle hissettirmekte. Evlilikte Mâlî Yükümlülükler, Karı Koca Hakları, Erkeğin Vazifeleri, Kadınların Vazifeleri, Kadınlara Karşı İyi Davranmak İslâmî Bir Vecibedir bölümleri ise okuyucuya ayetler ve hadislerle adaleti ve hakkı belirtip, zulüm ve batılı engelliyen bir nitelikteler. Maddeler, listeler, nasihatler… Kadın Ancak 13 Sınıf İnsana Çıkabilir bölümüyle karşılaşıyoruz: bu bölüm eskitilme girişimleri ara verilmeden devam eden namahrem-mahrem kavramlarının çatısı altında anlaşılabilecek bir kısım: Müslümanlar anlayabilir. Kadının ev elbisesiyle çıkabileceği sınıfları gösteriyor; ama ev elbisesi diye bir ayrımı pijama yada rastgele rahat bir elbise diye anlarsan bu bölümü anlayamazsın; bu bölümü anlayamama ihtimalini besleyecek durum kadınların ekseriya ev elbisesi bile denilemeyecek elbiseleri evi geçtik sokakta giymeleri durumudur. Ev elbisesiyle sokakta gezen mütesettir(?) burjuvamızın tez erişip itaat edesice bilgiler bunlar. Ve yanısıra olurda bir dostumuz diktatör olursa bu konudaki düzenlemeleri de umarım gözden kaçırmaz. Kitabımız Müslüman Kadın Nasıl Olmalıdır, Aile Yuvası Nasıl Olmalıdır, Kapıda Selam bölümleriyle sona yaklaşıyor; “Şayet müsade alarak dışarıya çıkarsa, örtülü ve mütevazî bir tarzda, cadde ve çarşı olmayan tenha yerler arayarak gitmeli, yabancı şahısların sesini duymasına veya şahsen tanımasına meydan vermekten sakınmalıdır.” Sübhanellah. Ya rabbi sen bizi eski Türkiye’ye eriştir. Şu hakikatlere bakın sayın okuyucu. Çok değil belki Erdoğan, belki Özal, belki Erbakan beylerden hemen önce Anadolu böyleydi. Kadınların tanınmalarının meşru kaldığı bir döneme düştük. Gele-dönelim bir sonraki başlığa,
Hanımı Üzmemeli; klasik kitap süsü, ve ince düşünüşün eseri; seçilecek en hoş hitame; Şiir. Yazarımız (ks.) bu hoş dokuz beyitlik şiirle eserine son veriyor. Bu şiir, eğer şiire karşı yapılan tasnif işini insani kabul edilebilir bulursak, didaktik ağırlıklı bir şiir.

Nasihatlerle donalı. Hafızına delil teşkil edeceği ve zihnini içten içe iyisine iteceği kuşkusuz. Siz okuyucumuza da o halde ezberlemenizde rahmet olacağını söylemiş olalım. Unutmadan on onbeş başlık geriye gidelim ve o iki başlığı da zikrederek tüm başlıkları zikretmiş ve kitab hakkında nakıslıkla da olsa mücmel bir ifade-metni hitama erdirmiş olalım: Hz. Aişe Validemizin Çeyizi, Hz. Fatıma Validemizin Çeyizi;

evlilik
Rabbim zorlaştırmayan, bilakis kolaylaştıran kullarından eylesin bizi; ve’s-Selam.

rozetler

The following two tabs change content below.

Muhammed Şamil ALBAYRAK

Muhammed Şamil bin Fikret bin İsmail bin Yusuf bin İbrahim bin Ahmed bin Yusuf er-Rıfâî et-Türkî el-Üsküdarî.

Latest posts by Muhammed Şamil ALBAYRAK (see all)

Muhammed Şamil ALBAYRAK

Muhammed Şamil bin Fikret bin İsmail bin Yusuf bin İbrahim bin Ahmed bin Yusuf er-Rıfâî et-Türkî el-Üsküdarî.

EVLİLİĞE İLK ADIM HASAN BURKAY” için 5 yorum

  • Aralık 6, 2016 tarihinde, saat 6:28 pm
    Permalink

    Gaflet ki geç kaldım; hüvel bâkî, ruh-ı içün el-Fatiha.

    Yanıtla
  • Aralık 7, 2016 tarihinde, saat 6:25 pm
    Permalink

    muhammed şamil kardeşim bu eserin pdf formatında elektronik platformda bulunması hoş olurdu. istifade edilebilirdi.

    Yanıtla
  • Ekim 23, 2017 tarihinde, saat 8:44 pm
    Permalink

    Bengi kardeşim pdf’sini yayınladığımızı düşünüyordum, teknik bir aksaklık olmuş sanırsam. İnşallah en yakın vakitte pdf’yi yayınlayacağız.

    Yanıtla
  • Aralık 5, 2017 tarihinde, saat 6:00 am
    Permalink

    Evladım Şamil benimde evladı olduğum hocam şeyhim hasan Burkay hocamın bir eserini yorumun bu fakiri onurlandırdı teşekkür eder gözlerinden öperim Allah razı olsun

    Yanıtla
    • Aralık 6, 2017 tarihinde, saat 4:36 pm
      Permalink

      Biz müteşekkiriz babam, sizinle tanıdık, sizinle şerefledik; ellerinizden öperiz.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir